İçeriğe geç

KURGU KİTAP

  • ARA
  • HAKKINDA
  • KAPAK

Güven Duygusu Gerçeği

Konum / zaman: *** /05/05/ 23:23 EPİSODE.02

Maaike from Nederland. Tanımadığı bir insana nasıl güvenebilirdi insan? Ateşli silahlar bulunmadan önceki zamanlarda; tabiatla ve Tanrı ile iletişimi canlı tutan seyyahlar için bu soru kolaydı. Yola çıkmadan önce rüyalardan, Miko’dan ve varsa içindeki pusulasının sesinden cevaplar alırdı. İnsan ırkı kişisel güçlerini fark ederdi. Açık alanda, bir saldırı anında, ellerini, sözlerini, gözlerini kullanarak hayatta kalır, sonrasında muhafız melekler için teşekkür ederlerdi. Su içerken olanları tekrar düşünür, tam olarak nerede bulutüstü kuvvetleri duhul olmuş görürlerdi. Bu görüş, gözlerinde müteşekkir bir kısılmaya yahut kirpiklerde 0,23 milimetrelik bir uzamaya sebep oluverirdi. Bir ateşin başında ilk kez karşılaşan ölümlüler birbirlerine bakarak sadece göz çevresinden diğerinin ne denli güvenli (korunmuş) olduğunu anlayabilirdi. Ne denli korunmuş ise o denli güvenilirdi. Yolun kalan kısmında yoldaş olma ihtimali belirlenirken güvenecek cesur biri, güvenilecek efsunlu başka biri ile denk gelmeli idi. Güvendiği için hayatını kaybetse bile, ziyan noktasında; ihanete uğrayanın daha şanslı kabul edildiği zamanlardı.

Nükleer gölgelerin yeryüzünde görüldüğü günden sonra, riskler azaldı, güvenilir insanların güvenecek olanlarla karşılaşma ihtimali de. Konumdan ve şartlardan bağımsız olarak; sadece iki insanın var oluşuna bağlı olan kavram, kayboldu zeminden, bir var bir yok olmaya başladı. Çürümenin kol gezdiği bir dünyada antik bir gelenek olarak yaşatılan bu gelenek için Maaike; veda ederken teşekkür etti üç dilde. Sessiz sorulan ” sana güvenebilir miyim?” sorusu ertesi gün cevap buldu; “güvenebilirsin”. Oysa aynı şehirde pek çok çocuk mahrumdu bu duygudan. Sekiz saniye için çeyrek teklif ediyor, camdan bir kalemle çiziyor daveti. Üfle ve sönsün; seni bu kadar üzen neydi bil(m)iyorum… Her zaman hatırlamıyorum.*

*: Hatırlamak, anmak, yanmak: okunduğu saate göre birinden biri seçiliyor.
(Sen hep böyle yazacak mısın, konuşmalarımızı / sustuklarımızı )

Konum / zaman :  23/ Nisan / 00:44 EPİSODE.01

Tuhaf olan durumlar olağan durumlardan  daha ilginç değildi. Zaman  duygusunu yitirmek için  yaptığı  egzersizler işe yarıyordu. Bir samuray mı söylemiş, esir bir moğol askeri mi bilemeyiz. “Can alırken kendi canını da alırsın”. İlk önce kuma, sonra kağıda, ve nihayetinde ön cama yazılan o söz, binlerce yılda renk değiştirmiş / tınısı aynı kalmıştı. Bu söz milyonlarca canın huzursuz bekleyişine ne çare, ne de bahane olmuştu. “Ve aldatırken aldanırsın”  şeklinde belirdi; onca  zaman sonra ten kavminde, bir ölümlünün elinde.  İnsanın ve insanlık tarihinin bir yerinde, düşüncelere dalıp giden, kum saati hızlansın diye tehlikeli/hızlı oyuncaklar seçen her Meryem oğlu, yahut Hamiyet kızı , yarasına dökülen kimyasala, gün gelir umarsız kalır. Huzursuzluk yüzlerde bb kremle ört bas edilir. Olanları kaydeden melekler dehşete kapılır.

Yeryüzü maceramızda  aslolan; insan kalarak ve mizah katarak, kumlar bitmeden saati yüzseksen derece çevirmekti. Konum ve zaman  farklı, hammadde farklı olsa da temel arayış “dört duvar” ve “camdam tavan” buluşmasıdır. Entropi   ilkesi çalışmış, kavramlar- düşünceler- duygular karışmış, olay ne?  Ne  duvarı ?   Ne camı ? Yok ……./….….?   şeklinde sorular elbet  cevap  bulacak, billur/ berrak  bir  hayata  geçiş  yapılacaktır. Ne  zaman ? diye somurtur.  Malevich. Yarın  der  hem  misafirimiz var  yarın ( tüm cevaplar  değil, bir kısmı yarın)…

Bunu paylaş:

  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
Beğen Yükleniyor…

Yorum bırakın Cevabı iptal et

NİHAYETİNDE NİYETLERİMİZ ARTNİYETLERİMİZE GÖREDİR

  • Yorum
  • Tekrar blogla
  • Abone Ol Abone olunmuş
    • KURGU KİTAP
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • KURGU KİTAP
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Kısa adresi kopyala
    • Bu içeriği rapor et
    • Yazıyı Okuyucu'da görünrüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle
%d