İnsanlar her yerde iki farklı tavır sergiliyor.. Diğerinin hayatını / anını kolaylaştırmak/ güzelleştirmek ya da zorlaştırmak .
*
Yeryüzündeki en kıymetli şey: hâlinden anlayan insana denk gelmek / bulmak.
*
Sadece dahil olanların bildiği bir halka dönüyor dünyanın etrafında; gizli bir teşkilat gibi.. Belli dozda deneyim / yeterli hafiflikte bir kalp / ağır bir acı ile yumuşamış bir kalp de olur / yada bilemediğimiz yetenekleriniz varsa o halkadan birileri sizi buluyor. Anlıyorsunuz ki yalnız değilsiniz, her türlü rezilliğin kol gezdiği bu dünyada / eş zamanlı ve eşit bir güç/güzellik de aktif, hayatta. Zamanını önceden bilemediğiniz anlarda bir koza /fanus çevreler sizi, Habil/Kabil den beri süregelen macerayı anlıyor, size düşen payı kabul ediyorsunuz.
Altılı bıçak seti sırtında, beklerken “Orta Asya da bir oba göç için hazırlanır”. İlgili birim 8 saniye gecikme ile Lana ‘nın kulübesinde gelip Onu bulur. Önce duygusu sonra bilgisi akar damarlarda / derin iki (belki yedi) nefes / ohhh. Bekleyiş arzını terk eder. “Bu kadar mıydı ?” sorusu ahşap tavanda belirir ve kaybolur.
Tabi ki değildir. Yeni başlayacak olana hazırlığın ilk aşamasıdır bu.
“Önce okyanusa ulaşacak, içindekini akıtacaksın, ne kadar hazırsın göreceğiz, göreceksin. Dalgalar ruhundaki çalkantıyı akort edecek. Yeni bir hayat için yeni kostüm gerekecek; soyun ve gir okyanusa, ruhunun ölçüsünü alsınlar.” Daha önce duymadığı bir dilde söylenenleri anlamak da maceranın bir parçasıdır.
Ertesi sabah yola çıkarken bir his gelir, rüzgarla ve güneşin hafif dokunuşu ile… Bir ses, içindeki buzdan kalede yankılanır;
“Az kaldı, bulacaksın”. “Yaşadığın onca şey anlamını bulacak, sen yeni bir galaksi* bulacaksın. . Kalbin diğer yarısını bulacak.”
Sonrasını tüm evren biliyordu (O da bilecekti) big bang den beri süregelen serüven bir kez daha hayat bulacaktı. Buluşma kaçınılmaz, kavuşma en ferah feza ortamda ve kokulu olacaktı.
Onca akıl almaz şey olurken güzel şeyler de olacaktı. Neydi; bir güzellik, derinlikle kavuşursa bu eşsiz olurdu.
Olacaktı; tüm yolculuk bunun içindi, O nunla tanışmaya değerdi. Başlayacak ve bitmeyecekti.
Yol kenarındaki çocuklara en sevimli selamını verir, aldığı gülüşü bulutlara bırakır.
Tek soru kalmıştır, cihazın devrini sekiz bine düşürür ve sorar “Neredesin?” soru kendini başka bir dile dönüştürür “where are you? my Inspiration”
Cevap başka bir dilde gelir; koordinatlar** kalpte belirir, zihin kodları çözmek için zaman ister.
Yağmur başlar, zaman yavaşlar, sonsuzluk kapılarını sadece Aşk için aralar…
*: Şehir mi, galaksi mi, evren mi? bilemeyiz. Bir yanış tasarımı geride, her gün asudeyiz.
** : Budapeşte, Stuttgart, Prag, Strazburg, Bükreş, Paris, Dresten.. Nereye? … Google map araya girer ” üç km sonra sağdaki çıkışa girin ve o martıyı takip edin”
Yorum bırakın